February 21, 2011
"

fi tarihi.
işten kaçıp tuzla’ya köfte yemeğe gidiyoruz g ile,
çocukluğunun duvarına asılı araba posterindeki arabadan almış,
ona binmişiz.

en yakını çok hasta ve üzgün.
öyle ki, ufaktan ölüme hazırlanma vakti.
ama susuyor,
kaçırmak istemiyor,
kalmışsa bile en ufacık bir uğur.

‘ölüm acısı bazen ölümün kendisini dahi örter ya…’ diyorum.
soruna en uzak olan kişi ukalalığı ile,
ölüm’ü soyuyorum, güya yabancılaştırıyorum ona.

‘uzundur hiç görmediğin biri diyelim,
yıllardır ne sen onu aramışsın, ne de o seni.
öyle ki,
hafızan silmiş bile olabilir gözlerini.
belki ilişkiniz kelimelere doymuş,
ardından zaman da bi güzel boğmuş.
belki içinde öyle bir yere yerleştirmişsin ki onu,
dokunup bozmak istememişsin yerini.
yıllar önce çarpışıp,
unuttuğun biri.
ve bir gün,
tesadüfen kel alaka bir yerden duyuyorsun.
buz gibi oluyorsun.
ölüm haberi bir taş gibi oturuyor böğrüne.
hiç rastlamasan,
geçip gidecekken hayat,
varlığının bile farkında olmadığın bir parça kopup gidiyor,
eksildiğini hissediyorsun oracıkta.’

araba gidiyor.
bencilliği konuşuyoruz acıdaki.
herşeyi nasıl kendimize bağladığımızı.
ama ‘ölüm’ kelimesi çoğaldıkça,
yavaş yavaş susuyoruz.
malum.

köfteci meşhur.
masa camının altında köftecinin köftelerini anlatan müşteri mektupları,
‘burada köfte yedik, sonra hemen evlendik!’
köfte yiyip, onları okuyoruz.
bir kadın geliyor yanımıza.
g de meşhur ya,
fotoğraf çektirmek istediğini sanıyor,
otomatik kalkıyor,
gözleriyle poz vereceği cep telefonunu arıyor.
‘beni hatırlamazasın sen ah güzel yavrum.’ diyor kadın.
‘ben p’nin annesiyim.’
‘p?’
‘sınıf arkadaşın p. hani sen, k, p, e..’ diyor kadın.
g biliyor p’yi, seviniyor.
‘en son senin falanca konserinize geldik ya..’
kulise nasıl girdiklerini anlatıyor.
bir şiiri varmış g’nin,
odasında duvara asılıymış.
‘p nasıl?’ diye soruyor g,
‘ah güzel yavrum, o yok!’ diyor kadın.
‘bir kaza.
biz bilemedik.
gömdük ama hala bilemedik.
seni de ne çok severdi.
hep seni aramak ister,
sonra rahatsız etmeyeyim diye vazgeçerdi.
ah g’cim, p’ciğimiz öldü!’

müneccim boku yemedik,
hayat işte,
dehşet içinde göz göze geldik.

köfteciden sonra uzunca görüşmedik g ile.
sonra bir yerlerde birileri konuşurken duydum,
o en yakını ölmüş.
o an içimden
varlığından bile haberdar olmadığım bir şey koptu.

"

  1. guguk reblogged this from leventkazak
  2. banaihtimallerdenbahsetme reblogged this from leventkazak
  3. miracvanli reblogged this from leventkazak
  4. merveacikgoz reblogged this from leventkazak
  5. leventkazak posted this
Blog comments powered by Disqus